30 Ekim 2016 06:25
0
17744
1

İnsanın İçindeki Kötülüğün Ortaya Çıkmasını Anlatan 10 Film

A Clockwork Orange – 1971


a-clockwork-orange-filmloverss



Sinemanın efsanevi yönetmenlerinden Stanley Kubrick imzalı A Clockwork Orange; ahlaki değerlerin birbirine karıştığı; iyi ve kötü sınırının saydamlaştığı hatta sınırdan bahsetmediğimiz bir toplumda geçen hikayesiyle dikkat çeker. Gençlerden oluşan bir çete üzerinden insan doğasının kaçınılmaz dürtüleri ile toplumsal ahlak kavramı ve değerleri arasındaki çatışmayı konu edinen film; Alex adlı gencin zaman geçirmek için üyesi olduğu sokak çetesi ile beraber işledikleri birçok suçtan sonra çete ile ayrılığa düşünce onlar tarafından ihbar edilmesini ve polis tarafından beyninin yıkanarak topluma kazandırılma metodunu ve sonrasında gelişen olayları anlatır. Anthony Burgess’in aynı adlı kitabından uyarlanan; insanın suça ve şiddete olan eğilimini ustaca beyazperdeye yansıtan film; Kubrick’in insanı en rahatsız eden filmleri arasına adını yazdırmıştır.


The 120 Days of Sodom – 1975


the-120-days-of-sodom-filmloverss



Dört adamın kendi iktidarlarını kurdukları ve orada kendilerine ait yarattıkları ritüelleri gerçekleştiren The 120 Days of Sodom; hikayeyi ele alış tarzıyla ve din-faşizm eleştirisiyle oldukça konuşulan ve sinema tarihine damga vurmuş bir yapım. Fiziksel ve psikolojik şiddetin bireyin gücünü gösterme biçimi olduğunu gösteren filmin hikayesi 1944 yılında Nazi Almanyası’nın kontrolünde Kuzey İtalya’da kurulmuş kısa ömürlü bir kukla devlet olan ve “Salò Cumhuriyeti” olarak da bilinen faşist İtalyan Sosyal Cumhuriyeti’nde geçer. Görsel şiddet ve sadizm görüntüleriyle vizyona girdiği dönem oldukça ses getiren filmin gösterimi bu sebeple bazı ülkelerde yasaklanmıştır.

Misery – 1990


misery-filmloverss



Popüler bir roman yazarı olan Paul Sheldon; tenha bir bölgede bir araba kazasında ağır yaralanır. Gözlerini açtığında ise kendisini kurtaran Annie Wilkes’ın evinde kırık bir ayakla yatarken bulur. Tesadüfi bir şekilde Wilkes, Paul’un romanlarındaki ana karakter olan Miser Chastaine’in fanatik bir hayranıdır Eski bir hemşire olan Wilkes, Paul’un yaralarını sarar ve onu iyileştirmeye çalışır. Ancak; Paul’un henüz basılmamış romanın tekstini okurken, kitabın sonunda Misery’nin beklenmedik bir şekilde öldüğünü öğrenen Wilkes çılgına döner. İstediği gibi bir sona sahip olan bir roman yazmaya zorlamak için de Paul’un ayağını tekrar kırarak, onu yatağa bağlar. Stephen King romanından uyarlanan film; izleyiciye başarılı bir psikolojik gerilim örneği sunar.


Funny Games – 1997


funny-games-filmloverss



İki gencin bir aileyi rehin alması sonrası yaşanan olayları konu alan Michael Haneke imzalı Funny Games; aslında sert bir burjuvazi eleştirisi olarak karşımıza çıkar. İki genç tarafından tatil için gittikleri evde şiddete maruz kalan çekirdek bir ailenin; Anne, Georg ve küçük oğulları Georgie’nin yaşadıklarını anlatan film, olağan şiddete farklı bir bakış açısı sunar. Şiddet sahnelerini göstermemesine rağmen gerilimi fazlasıyla hissettiren Haneke’nin bu yapımı; tercih ettiği beyaz renginden ve eleştirel bakış açısından dolayı Kubrick’in A Clockwork Orange’ı hatırlatır. Soğukkanlı bir gerilim hikayesi sunan film; izleyiciye ‘belki de bunların sebebi sensin’ bakışı atabildiği için Haneke’nin ve sinema tarihinin en rahatsız edici filmleri arasında anılır.

Dogville – 2003


dogville-filmloverss



Lars Von Trier ve onun karanlık evreni… Bir tiyatro oyununu anımsatan mekanı ve dekoruyla sinemada alan algısına alternatif bir yorum getiren ve gerçekten Von Trier’in yarattığı ve merkezine insanlığı aldığı evrenin bir yansıması olan Dogville; toplumsal ahlak kavramıyla egoizmi ve insanın içinde varlığını sürdüren hükmetme güdüsünü ortaya çıkarmasını konu alıyor. Peşinde olan birilerinden kaçan Grace, saklanmak ve hayatta kalabilmek adına küçük bir köye sığınır. Kasaba halkı da zor durumda olan bu kadını yanlarına alır, yardımcı olur ve içinde bulunduğu duruma üzülür. Ancak günler geçtikçe durum farklılaşmaya başlar; aslında her şey alt üst olmuştur. Artık Grace’in varlığı köy için bir tehdit oluşturmaktadır ve kadının günlük işlerde yardım ettiği köy halkı artık onun bir köleliğe doğru evrilen hayatının sahipleri oluvermişlerdir. Yardımsever görünen köy halkının karanlık yüzü ortaya çıkmaya başlamıştır…


An American Crime – 2007


an-american-crime-filmloverss



Yönetmenliğini Tommy O’Haver’ın üstlendiği ve başrollerinde Ellen Page ve Catherine Keener’ın yer aldığı An American Crime; gerçek bir hikayeden beyazperdeye uyarlanmıştır. 1965 yılında Indianapolis’te geçen film aslında şiddetin normalleştirmesine örnek bir hikaye anlatır izleyiciye. Hikayenin gerçek bir olaydan uyarlanması ve oyuncuların muazzam performansıyla etkileyici bir yapım olan An American Crime, 5 çocuklu bir kadının, bakması için bırakılan komşusunun çocuğuna yaptığı işkenceleri konu alan film; insanlığın vahşiliği ve kitle psikolojisinin nelere sebebiyet vereceğini gözler önüne serer.

There Will Be Blood – 2007


there-will-be-blood-filmloverss



Paul Thomas Anderson’ın en iyi filmlerinden biri olan There Will Be Blood; Kaliforniya’nın bugünkü zenginlik ve gücünün oluşmaya başladığı ilk günlere yapılan yolculuğu simgeliyor olmasının yanında aslında bize değerleri, hırsları nedeniyle birbirleriyle çatışan bireylerin hikayesini anlatır. ‘American Dream’in kaçınılmaz cazibesine kapılan ve bu çekimle birlikte tüm inancını ve değerlerini yok sayan Daniel’ı ve giderek karalan karakterini izlediğimiz film; hayatındaki tek önemli varlık olan oğluyla yaşayan ve petrol arama çalışmalarını sürdüren bir şirketin sahibi olan Daniel Plainview’in ekseninde bize bazı duyguların kıskacına kapılan insanın değişiminin kaçınılmazlığını ve getirdiği sonuçları sunar. Film; Upton Sinclair’in Oil adlı kitabından beyazperdeye uyarlanmıştır.


Dogtooth – 2009


dogtooth-filmloverss



Yunan yönetmen Yorgos Lanthimos’un yönetmenliğini üstlendiği, senaryosu Lanthimos ve Efthymis Filippou tarafından kaleme alınan film Dogtooth, üç kardeşin anne ve babalarıyla birlikte, paralel bir evrende gerçekleşiyormuşçasına yabancılaştığımız, farkında olmadan tutsak oldukları bir evde geçer. Tanrı’yı, devleti hatta aileyi kutsal kabul edilen normlarla donatan toplum için birey yavaş yavaş önemini kaybeder. Dogtooth bu kutsal olarak kabul edilen varlıkların en küçüğüne ‘aile’ye bir bakış sunar. Sorgulamadan kabul edilen yargıları tekrardan düşünmemize neden olduğu için bizi zorlayan ve oldukça rahatsız eden bir yapım olan Dogtooth’ta Lanthimos, yarattığı atmosferle Michael Haneke’yi, ele alış şekliyle ise Lars Von Trier’i hatırlatır

A Serbian Film – 2010


a-serbian-film-filmloverss



Srđan Spasojević’in yönettiği ve izlemesi oldukça zor olan A Serbian Film; bir karısı ve bir oğlu olan eski bir porno oyuncusunun büyük bir maddi ödeme için son bir kez daha kamera karşısına geçmeyi kabul etmesiyle başlayan bir oyunu ele alır. Bu porno filmi ünlü bir yönetmen tarafından yönetilecektir ama film sanki her zaman izlenen bir yol ile ilerlememektedir; pedofili, nekrofili ve çocuk istismarı gibi temaları içeren film gerçek ölümlerin kayıtlarından oluşmaktadır. Porno oyuncusu filmde daha fazla oynamayacağını söyleyince ise bir anda kendini üç gün sonrada bulur…


We Need Talk About Kevin – 2011


we-need-talk-about-kevin-filmloverss



Lionel Shriver’in bir kadının kocasına yazdığı mektuplardan oluşan aynı adlı romanından beyazperdeye uyarlanan, yönetmenliğini Lynne Ramsay’in üstlendiği 2011 yapımı We Need to Talk About Kevin, hamile olduğunu öğrenen Eva’nın gelecek planlarından vazgeçerek dünyaya getirdiği Kevin’ın büyüdükçe artan şiddet eğilimini bizlere ölümü, şiddet ve öfkeyi gayet güzel şekilde aktarır. Peki ama Kevin’ı bu denli şiddet dolu olmaya iten şey nedir? Beyazperdede pek fazla işe imza atmamış Ramsay’in bir anne ve oğlu arasındaki gerilimi buram buram hissettirdiği film; özellikle Tilda Swinton, John C. Reilly ve Ezra Miller’ın başarılı oyunculuklarıyla daha da izlenesi hale geliyor.


Daha fazla film için takip edebilirsiniz: Kaynak - Filmloverss

İÇERİĞİ OKUDUNUZ, ŞİMDİ YORUMUNUZU YAVAŞÇA BURAYA BIRAKIN

BUNA BAKALAR BUNLARA DA BAKTILAR

5. Malatya Uluslararası Film Festivali 21 Kasım`da Başlıyor Türk Sineması`nın Birbirine En Çok Yakışan 9 Çifti Hollywood Yıldızlarını Kolaj ile Sürrealist Hale Getiren Sanatçının 17 İlginç Çalışması Dikiz Aynasından Sanat: Arne Svenson 1984 Yeniden Beyazperdeye Uyarlanıyor Woody Allen, Yeni Filmi İçin Sony Pictures Classics`le Anlaştı Ercan ve Nazan Kesal, Karabük Üniversitesi’nde Söyleşiye Katıldı Yılın Son Film Randevusu 5- 11 Aralık`ta Ünlü Yönetmen Mike Nichols Hayatını Kaybetti İstanbul Film Festivali`nde Artık Belgeseller de Yarışacak Filmlerini Seyretmesi Sabır Gerektiren 15 Büyük Yönetmen Osmanlı`yı Böyle Görmediniz Amatör Sinemacılara Ücretsiz Eğitim 100 İllüstrasyonla Türk Sinemasının 100. Yılı Sergisi Yarın Açılıyor

BÖYLE ŞEYLER DE YOK DEĞİL

iPad Mini Serisinin Sonu mu Geliyor? 100 Yıllık Çınarlardan Altın Değerinde 100 Öğüt
Stanley Clarke Bir Kez Daha İstanbul`da Üniversiteliler Yenilikçi Fikirleriyle Yarıştı
KYK Kartına Para Gönderilir Mi? İzlerken `Haydaaa!` Diyeceğiniz Baş Döndüren Bir Çalım
Peynirlerdeki Deliklerin Sırrı Çözüldü Farklı Ülkelerden "Keşke Türkçe Karşılığı Da Olsa" Dedirtecek 11 Kelime